23 Nisan 2026 Perşembe

aşkı için bir harfi eksilmiş şair

içimde cemal süreya kalbi var
kalbimde kocaman bir sen
okyanusların en yücesi
adın
denizinin dibindeki harflere döşenmiş inciler
orada gülüşlerin pırıl pırıl 
hepsi hafızamda uçarı kahkahalarının
aşık olduğum her rezonansın
kaç gece daha martılar sırdaşım olur bu vapurda 
belki bilinmez
yazdığım mektuplar sana yetişmez belki 
o tertemiz İstanbul havasında tam senin manzaran vardır
o gözler olmak ister çoğu kez bu yüreğim 
bazen 
dağ kadar güçlü değil de
sadece bi dağ olmak ister, sana daha yakın olabilme umuduyla 
bi toprak 
bi kuş 
bi çiçek
ya da yavru bi kedi..

kaç ihtimalden sonra kavuşur bu kalpler 
tanrı daha ne kadar sınavdan tabi tutmalıdır
kaderle aramı iyi tutmaya çalışıyorum 
bana senin yollarını açsın diye begonya
huzur yolundan ayrılmasın...
huzur, denizinin şeffaflığında parlasın her daim.

4 Aralık 2025 Perşembe

ameliyatla ali olsana*


bazı şiirler ayrılıktan değil, ölümden dolayı yazılır
yeni kalkmış bir vapurdan karşıya geçerken müjganla ağlaşılır
geceler kadar siyah örtü bu yokluğun, hangi ölüm temizler bizi
binbir gecenin vaktinde tan ağarır
yalnız ve yapayalnız bir kadın doğar dolunayda 
seni diler, dudaklarında adının hecesi
uzaktan da uzaktadır, yareninin istediği gibi
bu vuslat kaçıncı bahardan sonra gelir
gülhane'nin yüzü hiç mi gülmez 
kaç kalp kırıklığı daha katledilir denizinde
bilmem.

ben bilmem.
kader değer belki yarınlarımıza 
tanrının bolluğunda nilüferler peyda olur 
aşkımız için 
kök salar suyunun üzerinde
bir hiç uğruna nefes almak değil
tapılası gülüşüne değer kader
bu kez 



seni gördüğüm yerde dudaklarından değil, gülüşünden öpeceğim akdeniz kadar derin fevkalade gözlerini

17 Kasım 2025 Pazartesi

kilise mumuna adını dilemekten vazgeçtim.

-bir kez söylenen sözler ve seni dilemek;tanrının kitabında yasaklanan cenneti-

aramızdaki ışıkları sen kapattın
bende bütün şairleri şiirleriyle beraber yaktım.
içimde nazım'dan bir küllük, süreya'dan bavyera duvarı kaldı.
tüm tuğlaları baştan dizdim
olmayışına övgüler..
sensizliğin çiçekleri soldurmasını. 
odamın mateminde kaybolmasını izledim.
yarım kalmışlığın tiradı şudur begonya dolusu yalan sevgili
satırların baş harfinde adın yazılmamışsa. 
deniz'inin girdabı seni çoktan yutmuştur.
sen şimdi enkazda ara beni. ara nolur
belki bir gün bulursun.

24 Ekim 2025 Cuma

deniz seni içine çeker, sense bunu seni sevdiği için yaptığını sanırsın, ta ki boğulana kadar*

sarılamadığın bir bedenin kokusunu özlediğinde başlar insanın yüreğinde gurbet 
işte o zaman anlarsın 
var iken kıymeti 
yok iken hasreti

nazım hikmet ran

21 Ekim 2025 Salı

sadakat erdem değildir aslında, sevgiden kör olmaktır*

sevmenin birkaç milimlik kalibresi var şakaklarında
oradan başlıyorum ölmeye 
her akşam
sema karanlığa bürünüp ay tutulunca kahır oluyor anılarımız, eski konaktaki yolda
evlerimizin duvarları eskimiş, sen uğramayı unutmuşsun, ben pejmürde bir gri renk bulmuş ona bakıyorum 
şiirler , gülüşlerinden hançer yemiş sevgilim 
o yüzden odamızda tek bir kuş ötmüyor, lavantalar kokmuyor, penceremiz sardunyasız kalmış bunca yıl

sahi, sen neredesin?
olmayan her şey adına soruyorum, yokluğun kaç cehennem edecek bu taşlaşmış kalbimin çığlıklarında
ateşlerim senin yokluğunda harlanmış
beni koruyan meleklerin kanadı kırık
seni anlatarak geçirmişiz köprüyü..
tanrıdan dilediğim merhamet ve ağıtla dil dökmüşüm tek bir sana
biricik sana

ne çok isterdim seni doğurmayı veyahut aşığın olarak kalmayı
gel de bahçemiz cennet olsun gamzende 
gülüşlerin ısıtsın hazanımızı
güzden arta kalan bir okyanusu öpeyim gel
sonra soranlara diyeyim ki 
siz hiç bir okyanusu dudaklarından öptünüz mü?
birleştir içimdeki deniz'i deniz'ime







lütfen beni gördüğünde bana sımsıkı sarıl)




8 Ekim 2025 Çarşamba

ev sandığımız enkazlar tekrar döşendi bahçelikte

bu kez
o kapıyı kilitlemedim!
o kapıyı, o evi yıkıp 
altından sağ salim çıktım.
yeniden doğurdum kendimi.
senin olmadığın en beyaz yarınlarıma...

6 Ekim 2025 Pazartesi

gel gör ki senden vazgeçemedik (!)

Yıllar günleri arşınlar
Sen bir boy filiz verirsin.
İstemez gece karanlığında bile seni..
İstemez sardunyalar çiçeklenmek.
Ben biraz pejmürde bir giyotinle ölürüm
Sen alaşağı bir izmaritle.

27 Eylül 2025 Cumartesi

allah seni uçurumdan atar kanat vermez nasıl düştüğüne bakar, (var olan kanatları kırılmış meleklere )imtihan

bütün hıncım taş duvarlarına 
benim bu eşikteki öksüzlüğüm ondandır 
boşuna beklediğim o bahar bahçe, giremediğim gönlün kapısında fazlalıktan ibaret olmak.

senin yabancın bu öksüz ruhum
bunu kabullenmek omurgamı eğdi
zincirlenmiş elim kolum senden çiçek açmayı bekledi
ne varmanın heyecanı kaldı
ne de gidilen yolun
kimsenin suçu yok.
anladım
ve anladım
ve anladım kırılmak
kırk bıçak yarasıymış kalpte.

beni al eğ bük kır bağrına bas.
sev.
beni gözet güzelleştir kaygımı çiçeklendir.
sev.
al bu telaşımı dindir.

artık geç kaldın 
bunu kabullenmek omurgamı eğdi

içimi kıpır kıpır eden ihtimali çöpe attım.
kendime tuttuğum yasın kırkıncı gününe.

12 Eylül 2025 Cuma

belkisiz

insan yalnızca kendine kızıyor 
biriktirdiğin tüm tohumlar kalbinde enkaza dönüşürken 
umutlarını yeşerten son bir güneş ışığına muhtaçken...

fırtına dindi, gemi battı bu sığ denizde
ve
bütün evlerim yıkıldı, kimsenin evi de değilim
üstelik kendim de sokakta kaldım.

30 Ağustos 2025 Cumartesi

deniz'in içinde olduğun kadarsındır

çok ağladım, hiçbir çiçeği büyütmedi yokluğun

ağzında bir ceylan çiçek buketi taşır 
bugün bütün hüzünlerim elveda çalar rumeli'ye yakın 
hiçbir türkü yaralamaz ciğer paremi senin eksik olduğun masalar kadar 
bir gönül fermanının sona erdiği meçhule giden yol olmuştur tüm denizler 
fatihler artık tek bi diyar dahi fethetmez bu çağda
adın kalmamıştır 
adın limanlardan tek tek
topyekûn silinmiştir vuslatından
yetim bir bebek doğar ocak sanar evini
ocaktır evi
orada anneler babalar el öptürmez
her şey adınla başlayıp bitti bu masal ziyaretinde 
hoş mu kalırsın bilemiyorum  
benim olmadığım bütün iklimlerde yoksun artık.

son noktayı gamzende hecelemek
-düşlerimde buseler her bir zerrene...

adın kadar derin ve yalnız olmadığın bir hayat diler bu kalp

20 Ağustos 2025 Çarşamba

(son)suzluğ(a) doğru

iyileşmeyi hızlandıran tüm ihtimalleri 
kalbindeki odacıklarda toplamış küçük kız çocuğum 
bir minik kelebeğin kanadındaki umuda tutun 
orada her şey bembeyaz kanayan mumlar gibidir
belki açar gonca gülleri 
bahçeleri yeşertir dikenlerden silinmiş sarı yapraklar 
bir limanın enkazına eşlik eder iki aşık 
vuslatın nasip olmadığı kız kulesine bakarız
denizin kokusu içine işlesin diye tüm martılara anlatır
aşkını
maşuk
hiçbir koku getirmez denizi
tanrı bile kabul etmez duaları 
o gece bi kasabanın ölüm feryatları duyulur
kanlar, şekerler, karanlıklar
ardı sıra boy boy yalanlar, aldatılanlar
bir seviginin tüm gücünden mahrum kalmış
kız çocuğu
gelir yeniden dünyaya, annesinin de babasının da kendisinin olduğu dünyaya
yetim kalmasın diye şiirler doğurur, emzirir
hem süt hem bal verir dizelerine
bal, yaşama tutunmak içindir
kırkından evvel süt bırakmış küçüğümün annesizliği
duvar olur çarpar göz bebeklerine
içinin içinde kıyılar birikir
dolup taşar, gemi batırır ankara rıhtımında

aşkı için bir harfi eksilmiş şair

içimde cemal süreya kalbi var kalbimde kocaman bir sen okyanusların en yücesi adın denizinin dibindeki harflere döşenmiş inciler orada gülüş...